|

|
|

|
|
|
|







|
“…Kadir Karmak Kastamonu’lu olduğunu söyledi. Kastamonu nire?.. Nevizade Sokak nire? Hikâyesini şöyle anlattı… 1953 yılında İstanbul’a çalışmaya gelmiş. Balık pazarı işkembecisinde iş bulmuş. O yıllarda, Balık pazarı’nın en kıral meyhanesi, Krepen Pasaj’da, Müsyü Avgeri’nin işlettiği Zaharapulos imiş. Avgeri, Kadir’e “gel benim yanımda çalış” demiş. Kadir Zaharapulos’da 8 ay bulaşık yıkadıktan sonra komiliğe, garsonluğa terfi etmiş. Kıbrıs olayı çıkınca 1964 yılında Müsyü Avgeri Yunanistan’a gitmiş. Lokanta Türk işletmecilere geçmiş. Kadir, 1972 yılında buraya ortak olmuş. 1981 yılında Krepen Pasajı yıkılınca Zaharapulos Meyhanesi de tarihe karışmış…”
Ali Rıza Kardüz yazıyor, “Ağız Tadı”
|
|
“…Beyoğlu’nun iki zaman dilimi içinde eski yakadan yeni yakaya atlamasını bilen, eski meyhane sanayi ile yenisinden bir yaşama ve geçim karışımı yapan, bir hatıra mezbeleliği olan “Krepen Pasajı”ndan Nevizade varoşlarına atlayan nadir dükkâncılardan biridir, Kadir… Kadir’i “Krepen Pasajı” tanıdığım zaman, yıl 1960–65 arası bir takvim yaprağından zarif eller sallıyordu, Beyoğlu’na… Her zaman güleç yüzlü ve siyah kıvırcık saçlı olan Kadir, dünya sempatiği Kel Kazım’ın yanında, hizmet dağılımını ve emek trafiğini müşteriye son süratle götüren bir usta garsondu, o sıralar.
Kel Kazım ve Kadir’in takım kaptanlığı yaptığı meyhane, öğlen ve akşam seanslarında inanılmaz güzellikte bir insanlar mozaiğinin Kifaf-ı nefs yaptığı bir podyum olurdu.
Şairler dize akımlarının hangi yöne doğru mürekkeplendiğini tartışırlar, gazeteciler yazdıkları haber ve fıkraları ile Türkiye’nin hangi kapısını salladıklarını bir mesleksel heyecan buharı çıkararak anlatırlar, felsefe tutkunları en çok içmiş düşünür üstüne, orta çağ şaraphanelerinde bir hafıza yolculuğuna çıkarlardı…”
İslam Çupi, “Antikacı Dükkânı” |
|
“O zamanlar Nevizade Sokak’ta Kadir’in Yeri’nde içiyorduk. Yıllardan 1985. Kasım ayının sonları. Günlerdir bende takıntı haline gelen bir düşünceyi sonunda masadakilere açıyorum: “Varmısınız 2000 yılını Paris’te kutlamaya!”
Masadaki bütün dostlar bu öneriyi büyük bir heyecanla kabul ediyorlar: Melih Cevdet Anday, Mücap Ofluoğlu, Nuri Akay, Prof, Ahmet Yücekök… Cüzdanımdan çıkardığım küçük bir kağıt parçasına imzalar atılıyor…”
Fethi Naci, “Eleştiri Günlüğü”
|
|
“…Güngör Bey 25 yıldır, öğle saatlerinde düşer Kadir Bey’in meyhanesine. O gün karavana içeriğini beğenmedi mi, Balıkpazarın’dan keyfinin gıdasını aldırtıp pişirtir. Evde tembihlenmeyip unutulan siparişler meyhaneye telefonla bildirilir…
Buradan iş yürütenler de vardır. Necati Bey meyhane telefonundan bağırsak ticareti yapar. Az ötede ayakkabı dükkânı olan Günay Bey’e ise daha müşteri vitrine bakarken, haber gelir… …Sinema müdürü Hikmet Bey, iki büyüğü rahatça “götürebilir” ve de yalpada görüldüğü olmamıştır. Sokağın çok cins adamı vardır., memuru, müteahhiti, dericisi oturur kalkar, ama masada ‘durunlar sıfıra iner’, bütün içenler eşit haklar sahiptir! Aynı masada herkesin hesabı ayrı tutulur, siparişi kim verirse parası ona yazılır. Mutlaka ona buna takılınıp şaka yapılır. Rakı yanında birkaç porsiyon da espri istenir. Denir ki ‘Burada dertten içilmez. Canı aziz rakı ister, hüzün bahane…’…”
Leyla İsmier, “Dem, adem ve buzlu badem!”
|
|
Eski Balıkpazarın’da meyhane geleneğini yaşatan iki meyhane varsa biri Kadir’in Yeri’dir. Krepen’deki Kadir’in Yeri’ne ilk kez ne zaman gittiğimi anımsamaya çalışıyorum. 1950’li yılların başlarında olsa gerek. Beni oraya ilk kez Melih Cevdet götürmüştü. Kimlerle beraber olduk? Ferruh Doğan, Agop Arad, Sabahattin Kudret, Cihat Burak, Necati Cumalı, Mehmet Kemal, Nemci Ergener, Zehra Bilir, Recep Bilginer, Sabahattin Batur, Avukat Doğan Akman, Oktay Akbal, Rıfat Ilgaz, Bedri Rahmi, Can Yücel…
Öteki masalarda kimler vardı? Sinemacı Hikmet Dikmen, Necdet Tanyılmaz, Coşkun Tanyeli, Raşit Çetiner, Oktay Akbat, İslam Çupi, Cengiz Güngör, Halit Seynur, Sabri Orak, Burhan Ünal…
Bugün Nevi zade’deki Kadir’in Yeri Balık pazarı’nın temel direklerinden biridir. Orada tatlı olan Kadir’in ve bütün garsonların, güler yüzlerle müşterileri karşılamalarıdır. Geleneksel akşamcılar hep birbirlerini tanır, dost masalara rakılar gönderir, kadeh kaldırırlar. İlk gelenler ve yabancılar da hiç yadırganmaz.
Her şey konuşulur orada: günlük politika, televizyon programlarının rezilliği, holding gazetelerinin dönekliği ve kepazeliği, maçlar, Avrupa Birliği, Kıbrıs Sorunu… Bazı yazılar ve şiirler belki ilk kez o masada okunur.
Yıllar Boyu meyhaneler sanat ve basın dünyasının haber merkeziydi. Kim hangi gazeteye geçmiş, kim hangi filmde rol alıyor. Kim nereye transfer edilmiş, kim ne yayınlayacak, orada konuşulurdu. En taze haberleri orada duyardınız. Hele Ferruh Doğan tek başına haber ajansı gibiydi. Önce faks icad edildi, sonra basın İkitelliye taşındı, sonra televoleler çıktı, meyhaneler bozuldu! Aslında meyhaneler dost meclisidir, sohbet yeridir. Rakı da bahanedir, meze de…
Hıfzı Topuz, “Kadir’in Yerinden Esintiler”
|
|
|
|
|